Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Şahin, çocuk suçluluğuna karşı yerel ve ulusal önlemler önerdi.
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, “Bir çocuk öldüyse, öldürenin kaç yaşında olduğuna bakamayız. Burada net durmamız lazım. Bu boşluğu başka birileri kullanıyor. 18 yaş altındaki çocukları bilerek suça sürüklüyorlar. Dijital ortamda çeteleştiriyorlar, ‘nasıl olsa 3-5 yıl yatacak’ diye çocuğu teşvik ediyorlar.” dedi.
TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut, başkanlığında toplandı.
Komisyonun çalışmalarına ilişkin bilgiler paylaşan Durgut, çocukların suça sürüklenmesi meselesinin sadece adli bir konu değil, eğitimden sosyal politikalara, şehir planlamasından aile yapısına kadar uzanan çok katmanlı ve çok aktörlü bir alan olduğunu kaydetti.
Bu nedenle de çözümün yalnızca merkezi idareyle değil, güçlü ve etkin yerel mekanizmalarla birlikte kurulması gerektiğini belirten Durgut, bu konuda Gaziantep Büyükşehir Belediyesinin yaptığı çalışmaların dikkat çektiğini söyledi.
Durgut’un konuşmasının ardından Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Şahin, komisyon üyelerine sunum yaparak belediyenin hizmetleri anlattı.
Gaziantep’in yaklaşık 2 milyon nüfusa sahip olduğunu, 500 bin mülteciyle yaklaşık 13 yıl birlikte yaşadıklarını aktaran Şahin, şu anda 103 bin mülteci çocuğu okuttuklarını, her çocuğun masum olduğunu, bu nedenle çocukların suç işlemeye sevk eden ortamlardan uzaklaştırılmaları gerektiğini belirtti.
Gaziantep’in bir sanayi şehri olduğunu bu nedenle de çevre illerden çok göç aldığına işaret eden Şahin, kentsel dönüşüm projeleriyle uydu şehirler oluşturduklarını, bu projeleri yaparken “Bir çocuğa, aileye, gence ne lazım?” sorusunu sorduklarını ve ona göre şehrin alt yapısını hazırladıklarını kaydetti.
Bağımlılıkla mücadelede konusunda yaptıkları çalışmaları anlatan Şahin, bu konuyla ilgili Yeşilay, üniversiteler ve diğer ilgili kurumlarla çalıştıklarını belirtti.
Hazırladıkları projelerle çocukların suç işlemeye meylini azaltıp, enerjilerini resim, spor ve müzik gibi alanlara yönlendirdiklerini aktaran Şahin, önleyici tedbirlerin çok önemli olduğunun altını çizdi.
“Bir çocuk öldüyse, öldürenin kaç yaşında olduğuna bakamayız”
Çocukların suça karşı korunmasına ilişkin çözüm önerilerini anlatan Şahin, şunları kaydetti:
“Tüm illerde kurumlar arası eşgüdümü sağlayacak üst kurulların oluşturulması ve saha çalışmalarının takip edilmesi gerekir. Cezasızlık algısıyla mücadele edilmesi gerekir. Bir çocuk öldüyse, öldürenin kaç yaşında olduğuna bakamayız. Burada net durmamız lazım. Bu boşluğu başka birileri kullanıyor. 18 yaş altındaki çocukları bilerek suça sürüklüyorlar. Dijital ortamda çeteleştiriyorlar, ‘nasıl olsa 3-5 yıl yatacak’ diye çocuğu teşvik ediyorlar ama can gidiyor. Uyuşturucu ile mücadelede zorlayıcı tedbirler alınmalı. Gönüllü değil, tamamen zorunlu tedavi sistemine mutlaka geçmemiz gerekir.”
Sosyal medya kullanımında alt sınırın 13 yaş olarak belirlenmesi, 13-16 yaş grubunun ebeveyn onayıyla platformlara girebilmesi ve ebeveynlerin bu süreçten yasal olarak sorumlu tutulması lazım. Görsel ve yazılı medyada suç ve şiddet içeren sahnelerin kısıtlanması, yayınlarda suçlu tiplemeleri yerine toplumsal değerlere uygun rol modellerin ön plana çıkarılması gerekir. Ebeveynlere, özellikle de annelere yönelik olarak çocukların 0-2, 3-5 ve 6-11 yaş dönemini kapsayan davranış eğitimlerinin zorunlu verilmesi lazım.”
Şahin, çocuk ve gençlerin enerjisini atabilecekleri spor alanlarının, mesleki istihdam modelleri ile aile içi şiddete maruz kalan veya sosyal uyum sorunu yaşayan öğrencilere yönelik psikolojik ve sosyal destek uygulamalarının artırılmasının önemine dikkati çekti.
Okul dışı çocukların takibine ilişkin değerlendirmeler yapan Şahin, ne eğitimde ne istihdamda yer alan çocukların risk grubu oluşturduğu gerçeğinden hareketle, mevcut mevzuatta yer alan okul terki ve devamsızlık izleme mekanizmalarının etkin şekilde işletilmesi gerektiğini kaydetti.
Okul çağındaki bireylerde cezasızlık algısının yerleşmemesi amacıyla, okul kurallarına uymayan öğrenciler için disiplin süreçlerinin aktif olarak işletilmesinin mücadelede faydalı olacağını vurgulayan Şahin, yerel protokollerle yürütülen çalışmaların kalıcı ve yaygın etki oluşturabilmesi için ulusal mevzuat ve standart uygulama modelleriyle desteklenmesi gerektiğini belirtti.
“Suça sürüklenen çocuk kavramı” yerine, soruşturma evresinde “yaşı küçük şüpheli”, kovuşturma evresinde ise “yaşı küçük sanık ya da suç şüphesi altında bulunan çocuk” kavramlarının kullanılması önerisinde bulunan Şahin, “Haklarında verilen tedbir kararlarına uymayan çocuklar hakkında, şartları oluştuğunda hakim tarafından eğitime devam etmek, tedavi olmak, belirlenen çevrenin dışına çıkamamak gibi yükümlülükler içeren yasal düzenleme hazırlanması lazım. TCK’ya ‘Çocuk Koruma Kanununun 5. maddesine göre verilen tedbir kararlarının çocuğun velisinin ihmali nedeniyle uygulanamaması halinde velisi 3 aydan 6 aya kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır’ şeklinde fıkra eklenmeli.” değerlendirmesinde bulundu.”
Şahin, çocukların suçtan uzak tutmanın bir güvenlik politikası değil, şehircilik ve eğitim politikası olduğunu, bu konuya bir sosyal devlet meselesi olarak bakılması gerektiğini ifade etti.