1. Haberler
  2. Ankara
  3. Erdoğan’dan Netanyahu’ya: Atom bomban olsa da gidicisin

Erdoğan’dan Netanyahu’ya: Atom bomban olsa da gidicisin

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Netanyahu’ya seslenen Erdoğan “Sende nükleer bomba var mı, yok mu, açıkla. Sende nükleer bomba var. Ama her şeye rağmen gidicisin” dedi. Yargıdaki tartışmayı ise ‘içtihat fakı’ olarak açıkladı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu.

Netanyahu’ya seslenen Erdoğan, “Sende atom bombası var mı yok mu? Sıkıysa açıkla. Ey İsrail sende atom bombası var ve bununla tehdit ediyorsun. İstediğin kadar nükleer bombaya sahip ol neye sahip olursan ol gidicisin” diye konuştu.

AYM’nin Can Atalay hakkında verdiği ‘hak ihlali’ kararına Yargıtay’ın uymaması üzerine başlayan tartışmaya ilişkin ise Erdoğan, “İki yüksek yargı organı arasında ortaya çıkan içtihat farkını, ‘darbe’ olarak nitelemek utanmazlıktır” dedi.

Daha önce de söylediği ve muhalefetin tepkisine neden olan ‘hakemlik’ ifadelerini tekrarlayan Erdoğan, “Bize bu tartışmada hüküm vermek değil, hakem olmak düşer” dedi. Sorunun kalıcı çözümü için ise bir kez daha ‘yeni anayasayı’ işaret etti. 

CHP ve genel başkan Özgür Özel hakkında ise Erdoğan, “Aktörler değişti, genel başkanlar değişti ama CHP’nin faşist kodlarında hiçbir değişiklik olmadı. CHP’nin genel başkanlık koltuğunda oturan gerçekten genel başkan mı emanetçi mi belli değil” dedi.

Erdoğan’ın açıklamalarından başlıklar şöyle:

40. yıl dönümünü kutlayan KKTC’deki kardeşlerimizin cumhuriyet bayramını tebrik ediyorum.

Geniş yelpazede ülkemize hizmet yolculuğunu kesintisiz sürdürdük. 1.5 milyon insanımızın katıldığı miting ile mazlum Gazze halkının yanında olduğumuzu gösterdik. Katılım sağlayan MHP Genel başkanı Bahçeli ile tüm genel başkanlara ve misafirlere teşekkür ediyorum. 

Kalbi Filistin’deki kardeşleri için çarpan milletime şükranlarımı sunuyorum. 

Ertesi gün 29 Ekim Cumhuriyetimizin 100. yaşını büyük coşku ile kutladık. Öküz altında buzağı arayanlara esaslı ders verdik.

Çok anlamlı semboller içeriyordu. Ordumuzun kabiliyetlerini gördük. Dünyanın ilk siha gemisi olan TCG Anadolu’nun donanmamıza kattığı gücü gördük. Yeni nesil bir uçak gemisi inşa etmek için kolları sıvadık. Savunma sanayiinde tam bağımsız Türkiye hedeflerimize mutlaka ulaşacağız. Siyasetiyle, ekonomisiyle, askeri gücüyle olmazsak bizi bu topraklarda yaşatmazlar.

Hükümet olarak İsrail vahşetini durdurmak için diplomasinin tüm imkânlarını kullanıyoruz. Gazze halkının yanında olduğumuzu tüm dünyaya gösterdik.

Komşularımızı bize karşı kışkırtanların heveslerini kursaklarında bırakmayı sürdüreceğiz.

Ermenistan, Karabağ savaşıyla dersini aldı; yerine oturdu. Şimdide İsrail yöneticileri benzer hezeyanları ifade etmeye başladılar. Hiç merak etmesinler bunların da sonu hüsran olacaktır.

‘İSRAİL BİR TERÖR DEVLETİDİR’

Netanyahu yanına iki bakan almış onunla aynı istikamette yürümüyor, Netanyahu gidicidir. Bütün mesele dünyada haklının yanında yer alacak olanların duruşudur.

Bu konuda maalesef beklenen gelişmeler oluyor mu; hayır. Hala olmuyor. Ve Amerika başta olmak üzere batı hep birlikte maalesef ters yüz olarak bu duruma bakıyor.

Fransa; önce farklı açıklamalar yapıyor. Daha sonra bakıyorsunuz geri vitese takıyor. Dürüst ol. Yani bir gün öyle bir gün böyle yapma. Sabah başka akşam başka olmayın. Türkiye gibi olun.

Okulları, camileri, hastaneleri kasıtlı hedef alan İsrail, bir şehri yok ediyor. İsrail, bir şehri içindeki insanlarıyla topyekun yok etme stratejisi uyguluyor. Gönlüm ferah, açık olarak diyorum ki İsrail bir terör devletidir.

‘HAMAS SEÇİM KAZANAN BİR SİYASİ PARTİDİR’

Hamas’ı terör örgütü olarak ifade ediyorsun diyorlar. Seçim kazanan bir parti Hamas. Hakkını elinden aldılar. Kim aldı, yine İsrail ile Amerika birlikte aldı. Bu gerçekleri görelim. Benim ülkemde bile Hamas’ın bir siyasi parti olduğunu bilmeyenler var. Birileri rahatsız olacak diye Hamas mensuplarının vatanlarını ve canlarını korumaya çalışan direnişçiler olduğu gerçeğini dillendirmekten asla çekinmeyiz. Katledilen 12 bin Gazzelinin üçte ikisini çocuk ve kadınlar oluşturuyor. Tüm kavramlar yetersiz kalmakta. Savaşın da bir ahlakı vardır. Savaş hukukunun ilk kuralı çocuk, yaşlı ve hastalara dokunmamaktır. 

‘SENDE ATOM BOMBASI VAR, NÜKLEER BOMBA VAR’

Buradan Netanyahu’ya sesleniyorum, sende atom bombası var mı yok mu? Sıkıysa açıkla, ama açıklayamaz. Ey İsrail sende atom bombası var ve bununla tehdit ediyorsun. Ecelin geliyor. İstediğin kadar nükleer bombaya sahip ol neye sahip olursan ol gidicisin.”

Karşımızda bir soykırım var. Yüzlerce binlerce avukat bunları Lahey adalet divanına götürüyor. İsrail’in Gazzeli mazlumları hunharca katleden siyasi ve askeri yöneticilerinin uluslararası mahkemelerde yargılanmasını sağlayacak adımlar atacağız. Soykırım noktasında tüm adımları atıp gerekli duyuruyu yapacağız. ‘İnsanım’ diyen kimse bu katliamları meşru göremez.

Bu katliamları meşrulaştırmak için kırk dereden su getirenleri de görmezden gelmiyoruz. Yavruların kanı İsrail’e destek sağlayanların alınlarına utanç lekesi olarak yapıştı. Her gün yüzlerce çocuk can verirken insan haklarından dem vuranlar tek kelime etmiyor.

Gazetecileri aileleri ile birlikte İsrail katlediyor. Uluslararası basın kuruluşları tek bir açıklama yapmıyor. BM üyesi 121 ülkenin sergilediği irade bir iki ülke tarafından gasbediliyor. İsarilli bakanlar nükleer silaha sahip olduklarını itiraf ederken bununla ilgili harekete geçmiyorlar.

Paris’teki Charlie Hebdo olayında 23 kişi ölmüştü. Dünyadan devlet başkanları gitmişti. Bizden de birileri o yürüyüşe katılmıştı. Peki şimdi 13 bine yakın insan öldü, nerede bu başkanlar? Hadi bir de bununla ilgili yürüyün. Vicdanınız insafınız yok mu? Olay haçlı-hilal meselesidir. Olaya böyle bakıyorlar.

Gazze tüm dünyada maskeleri düşürdü.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 121 ‘evet’ oyuyla kabul ettiği Gazze kararına ‘çekimser’ oy kullanan ülkelerin liderlerine telefon açacağız. İkili planda Filistin’e görünür-görünmez her türlü insani desteği sağlarken, uluslararası alanda da İsrail’i yalnızlaştırmaya devam edeceğiz.

‘GENEL BAŞKAN MI EMANETÇİ Mİ BELLİ DEĞİL’

Aktörler değişti, genel başkanlar değişti ama CHP’nin faşist kodlarında hiçbir değişiklik olmadı. Değişim dediler, yenilenme dediler. Ama kurultaylarında Selosundan Kavalasına tekmiline birden selam çaktılar. CHP’nin genel başkanlık koltuğunda oturan gerçekten genel başkan mı emanetçi mi belli değil. Onu oraya oturtan efendilerinin bir sonraki adımı da meçhul.

CHP ve 7’li koalisyonda kimin kimi hançerlediği bizim meselemiz değil. Önemli olan bu kifayetsiz muhterislerin hançerleri millete saplamasının önüne geçmek”

‘İKİ YÜKSEK YARGI ORGANI ARASINDAKİ İÇTİHAT FARKI’

Mecliste engelleyemedikleri hukuki düzenlemeleri mahkeme kapılarında engellemeye çalıştılar. Milletin iradesine değil, ülkenin ayağına pranga vuran darbe anayasasının değişmemesi için direndiler. CHP, bireysel başvuru hakkını içeren anayasa değişikliğinin iptali için AYM’ye başvurmuştur. CHP’nin bireysel başvuru konusunda söyleyecek hiçbir sözü yoktur.

İki yüksek yargı organı arasında ortaya çıkan içtihat farkını, ‘darbe’ olarak nitelemek utanmazlıktır.

‘BİZE HAKEM OLMA GÖREVİ DÜŞER’

Kişisel eleştirilerimizi baki tutarak iki yüksek yargı organımız arasındaki içtihat farklarının kalıcı bir şekilde giderilmesi için gayret göstereceğiz. Bize bu tartışmada hüküm vermek değil, hakem olmak düşer. 

Devlet organlarının düzenli çalışmasını temin etme görevi bizdedir, biz de bu görevi yerine getireceğiz. İçtihat farklarının kalıcı bir şekilde çözülmesi için gayret edeceğiz. Sorunun acil çözümü anayasal ve yasal değişikliklerin süratle yapılmasından; kalıcı çözümü yeni ve sivil anayasadan geçmektedir. Bunun adresi de Meclis’tir.

Meclis, eylem ve nümayiş yeri değil, ülkenin meselelerine çözüm üretme merciidir. Sürece katkı vermek isteyen partilerle çözüm yolu bulacağımıza inanıyorum. Meclis oturma yeri değildir, oturma yeri arıyorsan parka git.

Cumhur İttifakı ortaklarıyla makul bir çözüm bulacağımıza eminim.”

İSVEÇ’İ TAKİP EDİYORUZ’

Grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan İsveç konusunda, “İsveç ne yapıyor ne ediyor onu da takip ediyoruz” dedi.

‘YARGITAY ÜZERİNE DÜŞENİ YAPTI’

AYM ve Yargıtay arasındaki kriz için Meclis’i işaret eden Erdoğan, nasıl bir çözüm olacağı, yasa hazırlığı olup olmadığı yönündeki soruya ise şu yanıtı verdi: “AYM başkanı ile görüşmedim. Bireysel başvuru noktasında geçmişte başvuruyu süratle azaltacak diye adımlar atıldı ama şu an dosya 130 bin. Demek ki beklenen netice alınamadı. Bunun üzerinde AYM çalışacak, bizimle alakalı bir iş değil. 130 bin dosyadan bahsediyoruz.

Şu anda bu durumun Meclisle filan alakası yok. Yargıtay üzerine düşeni yaptı, yapıyor. AYM yerine göre üzerine düşeni yapıyor, benim de üzerime düşen neyse yeri geldiği anda gereğini yaparım.”

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
opss
Opss
Erdoğan’dan Netanyahu’ya: Atom bomban olsa da gidicisin

Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

HaberBiyotik ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!